Google ve Seo 2013 : seo öldü mü?

0
0
0
0
0
0
0
0
0
or copy the link

Başlık, 2013 senesinde seo ne olur ne durumdadır soruları üzerinde fikirlerimi paylaşacağım imajını veriyorsa da, aynı zamanda seo nedir? ne değildir? gibi konulara da değineceğim.

Ilk önce seo yapmanın amacından bahsedelim. Neden bir kişi, sitesine seo yapmak ya da yaptırmak ister?
İster çünkü arama motorundan (yani google) gelecek trafik işine yarayacaktır. Kısacası seo yapmanın sonucunda elde edilecek başarı siteye trafik getirecektir. Demek ki, seo bir siteye trafik sağlamak amacı ile yapılan veya yaptırılan bir çalışma şekli.

Amaç trafikse, o zaman siteye trafik sağlamak için başka hangi yöntemler olabilir onu da sorgulamalıyız. Zira her yöntemin, avantajları, maliyetleri, riskleri farklı olacak.

Bir siteye trafik sağlamak için kullanılabilecek yöntemler

1. SEO (search engine optimization)
2. Sosyal Medya
3. PPC (ya da daha genel yazarsak paralı trafik)

Biraz açarsak

1. SEO : Arama motorlarının sonuçlarını çeşitli yöntemlerle etkileyerek bizim isteğimize uygun sonuçlara göre şekillenmesini sağlayarak ilk sıralarda yer alıp siteye trafik çekme yöntemidir.

2. Sosyal Medya : Facebook, Pinterest, twitter, thumblr, Linkedln gibi insanların çeşitli yöntemlerle yaşananları, beğenilenleri paylaştıkları ortamlardır. Bu ortamlarda, bulunun trafik insanlığın dijitalleşmiş hali olup, sokaktaki canlı adamın tepki vermesi yerine, dijital ortamda paylaşımda bulunan insanın tepki vermesi sonucu ortaya çıkar. Eğer sitenize ilgi duyacak insan profilini ulaşmayı başarabilir ve bu insanların dikkatinizi çekebilirseniz, hem kaliteli (hedef kitlesi olan) hem tatmin edici bir trafik sizi bekliyor demektir.

3. Paralı trafik : Kısacası parayı bastırınca, sitenize istediğiniz kriterlere sahip trafiğin akmasını sağlarsınız. Ancak burada iş para sahibi olup bunu harcamakla bitmiyor. Paranızı yerinde harcarsanız, hem hedef kitlenize uygun hem de amaçlarınıza (satış yapmak, üye kaydetmek vs) uygun trafik elde edebilirsiniz. Ama ne yaptığınızı bilmiyorsanız, sitenize en iyi ihtimalle bir güruh gelir ama kazanan sadece reklam verdiğiniz mecra olur.

Trafik sağlama yöntemlerinin avantajları ve olumsuz noktaları nelerdir?

1. SEO: Bu yöntemin en güzel avantajı, bir kere hedefe ulaştınızmı gelen trafiğin maliyetsiz veya son derece düşük maliyetli oluşudur.

Yukarıdaki cümle aslında doğru görünen yanlış bir cümle. Zira, SEO yöntemi trafik için maliyetsiz trafik elde etme metodu diye lanse edilir. Ancak külliyen yalan 🙂 SEO yapmak maliyetleri olan bir iştir. Zira, arama motorlarını istediğiniz sonuçları vermesini sağlamak için onları etkilemeniz gerekir. Bu etkilemeyi sağlamak için de çeşitli SEO yöntemleri uygulamak gerekir ki, hepsinin bir maliyeti vardır. Dahası istediğiniz sonucu alacağınızın veya istediğiniz kadar iyi bir sonuç alacağınızın garantisi yoktur.

Ancak Diğer iki yöntemle karşılaştırıldığında SEO ile trafik elde etmenin maliyeti daha düşük kalabilir. Bunun için de ne yaptığınızı bilmeniz veya bilen biri ile çalışmanız gerektiğini belirtmeme gerek yok herhalde.

Olumsuz noktaya gelince, emekleriniz bir anda yok olabilir. Yazıda her ne kadar arama motoru diyorsam da, aslında kastettiğim google. En azından 2013 senesinde şu anda bu yazıyı yazarken organik trafiğin yani arama motorlarından gelecek ziyaretçileri gönderen arama motorları içinde google’ un payı ülkemizi düşünürsek %95 in üzerinde. 2012 senesinde Yandex in atılımını görüyoruz ama sanırım pazar paylarını arttırmak için ciddi miktarda uğraşmaya bir süre daha devam etmeleri gerekecek.

Söz konusu google olunca, SEO yapanların dikkatli olması gerekiyor. Organik trafiğin tamamına yakınını gönderen arama motoru olarak google, giderek ve artan miktarlarda SEO yapanların hedefi oluyor. Hal böyle olunca, canından bezen google, ziyaretçilerine daha kaliteli sonuçlar vermek adına, SEO yapanlarla sonuçlarını etkileyemesinler diye yaptığı uğraşılarını çok ciddi boyutlara taşıdı. 2012 senesi google un bu alandaki uğraşılarına sahne oldu. Hatta google bu amaçla bir hayvanat bahçesi de kurdu. Şu anda bu bahçede, panda ve penguen adında iki sevimli hayvan bulunuyor. 2013 senesinde bahçeye kimler gelecek merakla bekliyoruz.

2. Sosyal Medya : Açıkçası bu yöntem beni çok heyecanladırıyor. Üzerinde araştırılacak çok konu geliştirilecek çok yöntem var. Ve en güzel tarafı, işin içinde artık paranoyak haline gelmiş google yok :). Bu cümleme bakıp, tamam bu adam da artık google dan tırsmış korkmaya başlamış diye düşünmeyin. Bu sözleri sarfederken, olaya bir siteye trafik sağlamanın yolları olarak bakıyorum. Yoksa, kendini koruyacağım diye önlem alan bir mekanizma ile uğraşmanın zevki tartışılmaz.

Sosyal medyanın en güzel yanı yaptıklarınıza tepki verenlerin canlı insanlar olmaları. Burada insanlar dan kastım trafik değil. Yaptıklarınızı değerlendirenler insanlar. Misal ilginç bir resim veya, görülmemiş bir video paylaştınız. Bunu gören, seyreden insanlar ilginç bulursa canlı bir tepki alacaksınız demektir. Bu insanlar topluluğunun ilgisini çekmenizin ödülü de sitenize gelecek trafik olacak.

Ancak geldik işin zor noktasına; işimize kuru trafik yaramıyor. Bize hedef kitlemize uygun trafik lazım. Nasıl amacımıza uygun, hedef kitleyi çekebiliriz? Bu sorunun cevabını bulan kimselerle çalışırsanız, sosyal medyadan gelen trafiğin keyfini sürebilirsiniz.

Sosyal Medya, kaliteli ve sürekli içerik gerektirdiğinden, bunun içinde detaylı analiz yapmak icap ettiğinden, maliyeti yüksek bir yöntem.

3. Paralı trafik. Bu yöntemin avantajı, doğru ellerde tam istenen hedef kitleye ulaşılmasını sağlıyor olması. Arzu edilen trafik sonucuna varma süresinin hemen hemen anlık olması. Ancak yöntemin doğası para harcamaya dayandığından inclediklerimiz içerisinde en maliyetli yöntemdir. Bir diğer olumsuz noktası, para harcamayı kestiğiniz anda trafiğinizinde kesiliyor olması.

Ortalık SEO cudan geçilmiyor. Doğru bilinen yanlışlar.

Bloğun ana teması SEO olduğundan, ben de bizzat SEO ile ilgili işler ile iştigal ettiğimden yazının bundan sonra kalan kısmı SEO ile ilgili olacak.
Ilk olarak aklınıza sen SEO ile ilgili ne yapıyorsun? Bir hizmetin var mı? Soruları gelebilir. Benim yaptığım işe SEO demekten ziyade, SEO yapanlara hizmet veriyor demek daha doğru bir tanımlama olacak. Bu hizmeti merak ederseniz backlink satinal isimli sitede verilen hizmeti ineleyebilirsiniz.

Şimdi gelelim, doğru bilinen yanlışlara. Bunun için sık sık karşılaştığım ilginç cümleleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

– Google da 1 ayda ilk sayfa garantisi
– Bireysel ve Kurumsal SEO Danışmanlığı Gerçek ve Kalıcı Başarı
– Basit bir kelime için Seo Tekliflerinizi Bekliyorum
– İlk sayfa garantili SEO
– 1 Ayda 1.Sayfaya Getiriyoruz.
– 1.Sayfa Garantili SEO Danışmanlığı
– Profesyonel Backlink Paketleri|Bu Paketler İşe Yaramazsa, O Siteyi Atın Çöpe Gitsin
– %100 Garantili Anahtar Kelimede Yükselme

Yukarıda alıntı yaptığım cümlelere dikkatli bakarsak şu tümceler öne çıkıyor
– ilk sayfa garantisi
– 1 ayda
– basit kelime
– kalıcı başarı
– garantili

SEO ile ilgili çalışıyorsanız birinci kural hiç bir şeyin garanti olmadığıdır. Herşeyden önce google kimsenin babasının çiftliği değil. Sahip olmadığınız bir ortam için nasıl garanti verebilirsiniz? Diyelim işinizde bir numarasınız. Sizin üzerine SEO yapabilen yok. Gerçekten çok iyisiniz. Tüm bu üstünlüklere rağmen yine de garanti veremezsiniz. Neden mi? Zira, SEO iki oyuncu ile oynanan bir oyundur. Bir tarafta siz varsınız diğer tarafta google vardır. Herşey bu kadar olsa sorun yok. Ancak, google oyunda oyunculardan biri olmasının yanında hem oyunda hakem, hem oyuna kural koyan kişi, hem de sahanın sahibidir. Canı istediği zaman, oyuna yeni bir kural ekler. Oyun eklediği kuralla devam etse iyi, der ki, oyun en başından beri bu kurala göre değerlendirilecek, yetmedi, geçen hafta oynadığımız oyunun skoru da bu yeni kurala göre güncellenecek. İşine gelirse.

Oyunun bu şekilde oynandığı bir ortamda, garantili iş yapıyorum diyen kişi, sözleşme yapıyorum dese de, olmazsa paranızı iade ediyorum dese de dürüst değildir. Zira paranızı bile iade etse, sitenizi yaptığı çalışma sonucu cezalı duruma düşürmesi bile size geri dönülmesi zor hatta imkansız bir yere getirebilir.

Kalıcı başarı; benim bu kelimeden anladığım, biz çalışmanızı yaparız sizi hedefe ulaştırırız, işi teslim ederiz, sürekli olarak geldiğiniz yerde kalırsınız.
SEO devamlı alaka isteyen bir iştir. Eğer sitenizle ilgilenmezseniz, ya çalışan rakipleriniz sizi geçeceği için ya da çalışma ile yapılan linklerin bir kısmının zaman içerisinde silinmesi neticesinde sıralama kaybedersiniz. Hedef kelimeniz hiç kimsenin bilmediği ve ilgilenmediği bir kelime ise olduğunuz yerde kalabilirsiniz ama zaten bu yere gelmek içinde böyle bir durumda çalışma yapmanıza gerek yoktur.

SEO çalışması yaptıracaksanız, kelimeniz için bu basit bir kelime diye düşünmeyin. İşinizi hafife almış olursunuz, bundan dolayı da başarıya ulaşmanız zorlaşacaktır. Kelimeniz için arama yapıldığında 11 sonuç çıktığını varsayalım. Görünüşte bu son derece basit bir kelime. Ama aynı zamanda 11 sonucun sahibinin onbirininde birinci sıraya oturmak için var kuvveti ile uğraştığını varsayalım. Sizin siteniz 11. sırada ise yani ikinci sayfada iseniz ve rakiplerinizin çalışması yüzünden üst sıralara tırmanamıyorsanız, kelimeniz aslında en zor kelimelerden biridir.

Dahası, diyelim birinci sayfaya geldiniz. Hala bir şey olmadı. Sitenize bir türlü trafik gelmiyor, ya da tek tük geliyor. Bu durumda iki sorun olabilir. 1)Kelimenizi yanlış seçtiniz, kelimenin zaten ya hiç trafiği yok ya da yok denecek kadar az var. Trafiği olmayan kelimede 1. sırada bile olsanız bir şey elde edemezsiniz. 2)Eğer ilk üç sıradan birinde değilseniz, kelimenin trafiği ne kadar olursa olsun siz bu trafiğin çok küçük bir yüzdesinden pay almak zorunda kalırsınız. Dikkat edin, çok küçük bir yüzdesi demedim. O küçük yüzdeden pay dedim.

Bu örnekten çıkan sonuç;

– SEO yapmadan önce kaliteli analiz gereklidir.
– Rakipleri tanımak gereklidir
– Rakipleri takip etmek gereklidir
– Hedefiniz ilk sayfa değil en az ilk üç olmalıdır.
– Hedefinize ulaşırsanız, bu iş tamamdır diyerek geri çekilmek yerine yerinizi korumak için her an tetikte durup çalışmalara devam etmek gerekir

SEO çalışması yaptırdığınızda yapılan iş için sonuç garantisi aramak yerine, yapılan işin kalitesinin garantisini aramanızı tavsiye ederek bu bölümü tamamlıyorum. Kaliteli çalışmanın garantili çalışmadan daha tatmin edici sonuçlar getireceğine emin olabilirsiniz.

İçerik Kraldır(acaba?)

SEO dünyasında yaşanan en büyük yanılgılardan birisi de, içeriğin önemi. Kaliteli içerik aramalarda sitenizin iyi yerlere gelmesi için önemli bir etken sanılmakta.

Keşke bu düşünce doğru olsaydı. Ancak, nobel ödüllü yazarımız, ikinci bir nobel ödülü kazanacak roman yazsa (özgün içerik) bunu hiç seo çalışması yapılmamış bir siteye koysa ve kimseye haber vermese, çoooook uzun bir süre hiç bir trafik alamayacak, bu çoooook uzun süreden sonra bir şekilde yazı indexlenirse, tek tük gelecek ziyaretçilerde, büyük ihtimalle sadece google bot ları olacaktır. Eğer sanıldığı gibi kaliteli içerik sıralamada iyi yerlere gelmek için tek başına yeter şart olsa bu yazı konulduktan bir kaç saat sonra duymayan kalmazdı.

İçeriğin kalitesinin sıralamada önem arzedememesinin nedeni tamamen google’un suçu ve beceriksizliği. Zira google bir yazının kalitesini algoritmik olarak analiz ederek anlayamıyor. Bir yazı kalitelimi diye anlayamadığından da bunu değerlendirebilmek için insanların düşüncelerine başvurmak zorunda kalıyor. Google ‘u google yapan ünlü page rank (sayfa sıralaması) algoritması da işte böyle ortaya çıkmış. Bu algoritmaya göre;

Bir yazıya ne kadar çok farklı sayfadan (bu sayfaların google ‘un önemli gördüklerinin verdikleri linkler google tarafından daha önemli kabul ediliyor) link verilirse o sayfadaki yazı insanlar tarafından önemli görülen değerli bir içeriktir düşüncesi ile web üzerindeki sayfalar konularında sıralamaya tabi tutuluyor. Tabi zaman içerisinde google sayfaları sıralamak için 200 e yakın kriteri bu algoritmaya ekledi. Ama bu eklerin neredeyse tamamı, yukarıdaki ana fikri içeren kurala yardımcı kurallar ve devamlı değişikliğe uğramaktalar.

Hal böyle olunca SEO ilmi ortaya çıktı. Siz aranan bir kelime için bilgi veren sayfaları, içeriklerine göre değil de, diğer sayfalardan aldıkları linklere (yani oylara) göre sıralıyorsanız, ortaya SEO cu adı verilen zatların çıkmasına neden olursunuz. Bu zatlar, başta linkler olmak üzere algoritma da yer alan 200 kriterden bildikleri tüm kriterlere göre istedikleri sayfayı ön plana çıkarmak için sonuçlarla oynayacak etki edici çalışmalara giriştiler.

Teknik olarak, aranan kelime ile ilgili bir konuda ilk sırada çıkmak için, bu konu ile alakalı bir yazı yazmak yerine

– bu konu ile ilgili yazılar bulduğunuz sayfalardan birer cümle alarak oluşturduğunuz tamamen kopya bir yazıyı (haksızlık etmiyelim, kopya demek bir şeyin tıpatıp aynısı demektir. biz burada birden farklı yazıdan parçacıklar alarak yazı adı altında aslında cümleler topluluğu oluşturmaktayız. Ama sonuçta bu cümleler topluluğu hedeflediğimiz konu ile alakalı cümleler içermekte)
– konu ile alakalı beğendiğimiz bir konunun tamamen kopyasını alıp yapıştırarak elde edeceğimiz yazıyı
– konu ile alakalı kelimelerin geçtiği cümleleride anlam taşımayan bir yazıyı yani kelimeler topluluğunu

rahatlıkla birinci sayfanın en tepesine taşıyabiliriz. Tabi siz bunu yapmayın. Zira taşısanızda rakiplerinizin edeceği şikayetlerin şiddetine göre bu yazı eninde sonunda google un insan görevlileri tarafından incelenecek ve o site deindex olacaktır.

Şimdi bu yazdıklarımı gülümseyerek okuyor olabilirsiniz. Ancak bu anlattıklarımı birden fazla denemiş birisinin tecrübeleri ile yazdım söylediklerimi. Zaten 2012 senesinde google’un tepesinin iyice atıp ortalığı savaş alanına çevirmesi ve panda isimli hayvancağızın ortaya çıkmasının nedenlerinden birininde bu anlattıklarımın uygulanma sıklığının artmasından kaynaklanıyor.

Peki kaliteli bir içeriğin önemi yok. O zaman içerikle hiç uğraşmayalım mı?

Hayır. Bunu demek istemedim. İçerik tek başına yeter şart değil dedim sadece. Kaliteli içerik ile sıralamaya giremezsiniz. Ama SEO yaparak sıralamaya girdikten sonra, kaliteli içerik yüzünden ulaştığınız sıralamada kalma süreniz uzar, bazen indirilemez olursunuz. Zira google’un algoritmasında bununla da ilgili parametreler bulunmakta.

Tamam içimi kararttın ey yazar. SEO işine hiç bulaşmayalım mı demek istiyorsun?

Böyle düşünenlere diyebileceğim beni yine yanlış anladınız olacak. SEO yaptırmak isteyen kişi 2013 dünyasında iyice düşünerek karar vermeli. Zira sonuçların kendi lehine değiştirilmesini istediği firmaya yani google’a ait arama motoru, sonuçlarının oynanmasından kesinlikle hoşlanmıyor. Bu tür siteleri avlamak için elinden geleni yapıyor. Tespit ettiğinde acımasızca cezalandırıyor.

Kısacası SEO yaptırmak demek ciddi risk almak demek. Ama hangi işte Risk almadan kazanç vardır? Eğer bu riski göze almazsanız zaten sıralamalarda olmayacaksınız. Kısacası ya SEO ile uğraşmayarak aramalarda yer almayacaksınız ya da SEO yaparak elde edeceğiniz konumun bir sabah kalktığınızda yok olduğunu görme riskiniz bulunduğunu bilerek bu işe gireceksiniz.

Ancak SEO yapmak istediğinizde, alacağınız riski yükselten bir takım faktörler var

– Eğer bir SEO danışmanı (gerçek işini bilen danışmandan bahsediyorum) ile çalışmıyorsanız, birden fazla kişiden farklı seo hizmetleri alıyorsanız, işin çorbaya dönmesine neden olabilirsiniz. Bu çalışmaları yapan kişilerden birinin işi batırması tüm sitenin negatif etkilenmesine diğer doğru yapılanlarında boşa gitmesine neden olacaktır.

– işi kendiniz yapıyorsunuz ya da kendini SEO danışmanı zanneden biri ile çalışıyorsunuz, başınız büyük belade demektir. Birinde olmasa diğerinde mutlaka başınızı derde sokmanız kaçınılmaz olacaktır.

Benim ücretli olarak yaptığım çalışmalar sırasında yaşadığım çok ilginç deneyimler oldu. Yaptığım çalışmalarda başarı oranım %99 seviyelerinde olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Geri kalan %1 lik başarısızlıklarımıda hep analiz etmişimdir. Bu başarısızlıkları analiz ettiğimde bulduğum nedenler şunlar oldu

– İşi veren aynı anda başkası ile de çalışıyordu. Diğer çalışma yapan kişiler benim titizlenerek iş yaptığım siteye gidip 100 bin tane forum profil linki almışlar, bir de bunu bir kaç saatlik zaman dilimi içinde yapmışlardı. Haliyle hem benim yaptıklarım boşa gitti hem de site filtreye girdi.

– Bir başka çalışmada, çalışma yaptık ama hiç bir olumlu sonuç alamadık. Yaptığım inceleme sonucunda çalışma yapılan sayfada sonuç istenen kelime geçmediği gibi, sayfa nın içeriğininde bu kelime ile pek bir alakası yoktu.

– Bir başka çalışmada olumlu ya da olumsuz bir sonuç alamayınca yaptığım inceleme sonucu çıkan sonuç gerçekten ilginçti. Site sahibine ihtimal vermesemde, site türkiye de mi host ediliyor diye sordum. Yok hayır amerikada ediliyor dedi. Peki dedim, webmastertoolstan sitenizin hedef kitlesini google.com.tr için ayarladınız, değilmi dedim? Hayır dedi. 🙂 Tabi site amerikada host edildiğinden ve varsayılan ülke ayarı yapılmadığından, yapılan arama sonuçlarında yabancı ülkeye ait websitesi muamelesi görüp sıralamalara giremiyordu. Bu ayar yapıldıktan kısa bir süre sonra gözle görülür bir sonuç aldık.

Bu deneyimlerden de görebileceğiniz gibi, aynı kalitede yapılan çalışma her sitede aynı sonucu vermez. Zira SEO olayı,

– onpage seo
– off page seo (backlinkler)
– Site içeriği
– Site içeriğinin miktarı
– Site içeriğinin güncellenme frekansı
– Sitenin ziyaretçiye cevap verme hızı
– Sitenin nerede host edildiği
– Sitede gezinti yapma yollarının tasarlanması
– Sitenin alt yapısı (WordPress, joomla vs)
– Sitenin host edildiği firma

gibi daha bir çok faktörlere dayalı olup, tüm bunların bir bilen tarafından kontrol edilmesi ve doğru bir şekilde ayarlanması düzenlenmesi gerekir.

Bu konu açılmışken aslında konuşulacak daha çok söz var ama yazı uzadıkça sonlarının okunma ihtimali azaldığından burada tamamlamak istiyorum.

Tüm yazılarımda istediğim gibi, bu yazıyı beğendiyseniz facebook, twitter, google plus gibi medyalarda paylaşmanızı ve yorumlarınızla bu yazıya katkı vermenizi rica ediyorum.

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • Email
  • RSS

Yorumlarınızı paylaşmanızı rica ediyorum...

*